İtalya’ya bağlı bir ada olan ve aynı zamanda Akdeniz’in en büyük adası olma özelliğine sahip Sicilya, İtalya anakarasından Messina Boğazı ile ayrılmaktadır. İtalya’nın Özerk Bölgesi Sicilya Adası İtalya’nın yoksul bir bölgesi ve ülkenin diğer bölgeleriyle ilişkisi oldukça az. Halkın büyük bölümü çiftçilikle geçiniyor. İtalya’nın limon ve portakallarının çoğu Sicilya’da yetiştiriliyor. Doğası ve tarihi yerleriyle insanı etkileyen ve görülmesi gereken yerlerden.

İtalya’nın üç aktif yanardağından Vezüv hariç diğer ikisi adada yer alıyor; Etna ve Stromboli.

Ada halkı kendini İtalyandan çok Sicilyalı olarak adlandırıyor. Farklı kültürlerden oluşan karışık bir yapıya sahip. İtalyanlar, Fenikeliler, Kartacalılar, Yunanlar, Romalılar, Bizanslar, Suriyeliler, Normandiyalılar, Suabiyalılar, Aragonlar, Lombardiyalılar, İspanyollar, Fransızlar ve Arnavutlar adanın kültürüne ve etnik yapısına katkıda bulunuyorlar. Adada aynı zamanda özelllikle Palermo tarafında Güneydoğu Asya’dan gelen birçok insan yaşamaktadır. Orta derece İtalyanca bildiğim için anlatılanın aksine Sicilya aksanı ile konuşan halk ile çok zorluk çekmediğimi söyleyebilirim. Ama şunu da belirteyim Roma’da konuşulan dil ile Sicilya’da konuşulan dil arasında lehçe farkı direkt göze çarpıyor.

Geçmişte İspanyol, Arap ve Roma akınına uğrayan Sicilya Adası karma bir mutfak anlayışına sahip. İtalya’nın tipik yemeklerini de bulabileceğiniz adada özellikle balık ve zeytinyağı yemekler ön planda.

Sicilya bölgesi 9 ile ayrılıyor : Palermo, Catania, Messina, Agrigento, Caltanissetta, Enna, Ragusa, Siracusa ve Trapani .

Bizim gezdiğimiz yerler ; Catania, Taormina, Palermo, Cefalu, Siracusa, Trapani, Ragusa, Messina, Agrigento

 

 

  1. CATANİA

Sicilya Bölgesinin en turistik şehri olan Catania, aynı zamanda en büyük ikinci şehridir. Meydanları ve geniş caddeleri, tarihi sokakları, barok mimarisi ile sizi kendisine hayran bırakıyor.

Gezimizin ilk günü THY tarifeli seferi ile ilk durağımız Catania’ya uçuyoruz. Via Etnea caddesi üzerin yer alan otelimize eşyalarımızı bırakıp Catania sokaklarını keşfe başlıyoruz. Via Etnea aynı zamanda eğlence, festival ve organizasyonların da  yoğun olarak yapıldığı bir yer. Şehrin en büyük iki caddesinden biri ve önemli markaların mağazaları var. Sokağın bazı bölümlerinden denizi görebiliyorsunuz aynı zamanda Duomu Meydanından da geçiyor. Kaldırım ve yoldaki kaplama taşlar Etna yanardağından getirilmiş.

Gezimiz sırasında gördüğümüz yerler; Duomo Katedrali, Fontana Dell’elefante, üniversite ve Republica Meydanı, Roma Amfi Tiyatrosu, Bellini Parkı.

Sicilya mutfağı ve zeytinyağı ayrılmaz ikili. Pastane kültürü çok iyi. Zeytinyağına bandıracağınız ekmekler nefis. Bin bir çeşit hamur işleri, ,dağ çilekli turtalar, cannoli, çok farklı lezzetler.

Duomo Katedrali;

Fontana Dell’elefante:

Üniversite ve Republica Meydanı;

Roma Amfi Tiyatrosu;

Via Etnea caddesi;

hdr

Catania’dan çekmiş olduğum diğer kareler;

 

 

  1. ETNA YANARDAĞI (MOUNT ETNA)

Avrupa nın en aktif yanardağlarından biri olan Etna yanardağı özellikle adrenalin ve  yürüyüş sevenler için ideal bir dağ. Etna ismi Yunanca aitho; ‘yanıyorum’ sözcüğünden türeyen aitne‘den gelir. Avrupa’nın en yüksek etkin yanardağıdır.

Üç bin metreyi aşan yüksekliğiyle aktif bir volkanik dağ olan ve zaman zaman yaşanan patlamalar yüzünden tehlikeli bir bölge olarak görülen bu yanardağ, trekking yapanların gözdesi. Etna ve çevresini keşfetmek istiyorsanız rehberli turlara katılarak daha güvenli bir yürüyüş yapabilirsiniz. Ama rehberli turların biraz pahalı olduğunu söylemeliyim.

Etna ya çıkarken kurumuş lav nehirlerini görmek, lavların bir zamanlar çıktığı sönmüş kraterlere girmek, doğanın gücüne tanık olmak başka bir yerde rastlayamayacağınız bambaşka bir duygu. Eski kraterleri görmek etrafında dolanmak muhteşem. Daha fazlası için teleferikle yukarı çıkmalı ve yorucu+ bir yürüyüşle tepeye ulaşılabiliyor.

  1. TAORMİNA

Ada’nın en turistik yeri Taormina muhteşem manzarasıyla Tauro Dağının eteğinde bulunuyor .Denizin hemen kıyısına konumlanan Taormina‘nın merkezi, dağın yamaçlarına kurulu. Uzun bir plaja sahip Tamornina  müthiş manzaralar sunan meydanları, butikleri, antik tiyatrosu, seyir terasları, restoranları, kalesi, gurme dükkanları ile Sicilya’nın incisi olarak anılmaktadır. Plajları, beach clubları, sokak ve caddeleriyle, hediyelik eşya satan dükkanlarıyla çok beğeneceğiniz bir ortaçağ kasabası.

Antik Yunan amfi tiyatrosu Greco’yu gezin, Corso Umberto’da yürüyün, meydanları dolaşın. Corso Umberto, Taormina’nın en uzun meşhur caddesi; birbirinden keyifli dükkanlar, kafeler, barlar ve dondurmacılar ile dolu. Aynı zamanda tüm markaların mağazaları ve yöreye özgü dükkanlar da bu caddenin üzerinde . Kasaba bu cadde üzerine kurulu diyeblirim. Buradaki kafelerde oturup harika manzaranın tadını çıkarın ve birşeyler yiyip için. Taormina kalesine çıkın. Etna ve kuşbakışı Taormina manzarasının tadını çıkarın.

Kayalıklar üstünde kurulmuş bu kasaba, Goethe tarafından “cennet parçası” olarak tanımlanmış. Dar sokakları, evlerin balkonlarından sarkan çiçekleri, deniz manzaralı kafeleri ve şık dükkanları ile tam bir tatil yeri. Taormina’nın ana caddesine ve ara sokaklarına araç girmesi yasak olduğu için rahatça gezip harika kareler elde edebilirsiniz.

Antik şehir, Greko Romen Amfi Tiyatrosu, Halk Bahçesi, Taormina Kalesi, Duomo Katedrali, Taormina’da ziyaret edilmesi gereken yerler.

Corso Umberto dan kareler;

hdr

Greko Romen Amfi Tiyatrosu ve yukarıdan Taormina ;

Taormina Kalesi’nden kareler,

hdr

Taormina’dan çekmiş olduğum diğer kareler;

hdr

Savoca Köyü, Bar Vitelli

Bu köy, Baba (The Godfather) filminin Sicilya sahnelerinin çekildiği ana mekan. Bar Vitelli, Al Pacino’nun babasından kızını istediği sahnenin çekildiği mekan. Film de kullanılan ahşap masa ve sandalyeler korunmuş. Filmin yönetmeni Copollo için bir anıt dikilmiş. Yine filmdeki düğün sahnesinin olduğu katedralde bar ile karşılıklı tepeler de birbirlerini seyrediyor. Vaktiniz varsa uğramanızı tavsiye ederim.

  1. PALERMO

Catania’dan otobüsle yaklaşık 3 saat sürecek zevkli bir yolculuktan sonra Sicilya’nın başkenti Palermo’ya varıyoruz. 2700 yıllık bir tarih sahip. Palermo altın çağını 11. yüzyılda haçlı seferleri ile burayı alan Normanlar yani Vikingler döneminde yaşamış. Normanlar, romanesk ve arap bizans tarzını harmanlayarak mimarisi zıtlıklarla dolu bu şehre damgalarını vurmuşlar. Palermo şehri eski zamanlarda surlarla çevrili olduğundan şehre giriş kapıları bulunuyor. Porta Felice, Porta Nuova günümüze kadar iyi korunarak gelmiş kapılardan.

Şehrin Arap mimarisinin zengin dokusuyla iç içe geçmiş yapıları, meydanları, cıvıl cıvıl mekanları, restoranları, dökük ve bakımsız binaları, ara sokaklar ile karışıp bir tezat oluşturuyor.

Otelimiz Via Mariano Stabile’de yer alan Ariston Hotel. Otelin çalışanları çok güleryüzlü ve yardımsever. Palermo’nun görülmesi gereken yerlerine çok yakın ve fiyat olarak uygun bir yer.

Palermo’nun ününe ün katan bir başka detay ise mafya yaşamı. Bu şehir, dönemin en azılı mafya çetelerine ev sahipliği yaptığı için de oldukça ilgi çekiyor. Baba III filminin final sahnesinin çekildiği ünlü Tiyatro Massimo mutlaka görülmeli. Al Paccino’nun vurulan kızına sarılıp haykırdığı sahneyi hatırlayacaksınız.

Palermo takımının futbol tarihinde önemli bir yeri var ve pembe renkli meşhur formalarını o kadar aramama rağmen gerçek Palermo formasını bulamadım. Catania’dan uçağımız kalktığı için dönüşte işportacıdan Palermo forması el altından  alabildim. Catania ve Palermo birbirine rakip iki takıma sahip ve bu rekabet baya ciddi boyutlarda.

İçi doldurulmuş sardalye ve keçi peynirinden yapılan Cassata ve Cannoli tatlıları, manda mozzarella, odun ateşinde yapılmış 4 peynirli pizza, aromatize edilmiş fileto et, bol rokalı, parmesanlı tagliata tadılması gereken harika lezzetler. Halkı keyfine ve rahatına düşkün. 15.00 – 19.00 saatleri arası siestaları malum. Nerdeyse tüm dükkanlar kapalı. Aç kalmamak için bu saatlere dikkat edin. Ama ufak pastane tarzı yerler açık olduğu için oralardan yiyecek ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Şehirde Hindistanlılar ve Pakistanlıların işlettiği bir çok dükkan bulunmaktadır.

San Giovanni Katedrali, Politeama (Utanç) Meydanı, Teatro Massimo , Palazzo Normanni (Normanni Sarayı )ve Quattro Canti Meydanı, Marina Meydanı, San Cataldo Katedrali, İskelet Müzesi, ve Gattopardo Müzesi görülecek yerler arasında bulunmaktadır.

Palermo Katedrali

Sıra dışı mimariye sahip yapısıyla Avrupa’nın en büyük 3. katedrali olan Palermo Katedrali. 12.yüzyılda katedrale dönüştürülmüş daha öncesinde cami olan bir yapıdır. Şehrin en güzel ve Avrupa’nın üçüncü büyük katedralidir.  Mermer ve ahşap işçiliğinin en güzel örneklerini burada görmeniz mümkün.

Tiyatro Massimo

Al Pacino’ya tiyatronun merdivenlerinde bir suikast girişiminde bulunulur ve kızı babasını korumak için onun önüne geçer. Godfather3 filminin final sahnesi burada çekilmiştir. Bu yapı aynı zamanda Avrupa’nın en büyük opera binasıdır.

Politeama (Utanç) Meydanı;

Quattro Canti Meydanı;

Marina Meydanı,sahil arafından harika gün doğumu kareleri;

Palermo’ya gelirken yol üzerinde çektiğim kareler;

Palermo şehrinden çektiğim diğer kareler;

hdr

 

Corleone Kasabası

Ülkede yaşayan ünlü mafya babalarının doğum yeri olarak adını duyuran Corleone kasabası, mafya dünyasına ilgi duyan meraklı gezginlerin gözde ziyaret noktalarından. Mafya hikayelerinin yanı sıra taş evleri ve etkileyici atmosferiyle de hayranlık uyandıran bu kasabaya yarım günlük bir gezi yapabilirsiniz. Palermo’dan kalkan otobüsler ile ulaşabilirsiniz. Saatlerini önceden kontrol edip ona göre gezinizi ayarlamanızda fayda var.

 

  1. CEFALU

Tipik bir balıkçı kasabası olan Cefalu 12. yüzyılda yapılmış olan ünlü yapıları ile görülecek yerler arasında. Fenikeliler tarafından kurulan bu şirin kasaba daha sonra sırasıyla  Yunan, Roma, Arap ve Normanların egemenliği altına girmiş.  Palermo’ya 75 km mesafede olan Cefalu’ya tren ile yaklaşık 50 dk süren bir yolculuk ile ulaşılmaktadır. Araçlar kasabaya alınmıyor

Trafiğe kapalı sokaklarında dolaşırken iki taraflı sıralanmış, eski görünümlü evler arasında rengarenk açmış begonvillerin kokusunu soluyarak, evlerden ya da kafe ve lokantalardan gelen müziğe kulak kabartmak… Masmavi suları ve muhteşem manzaralarıyla büyüleyici bir görünüme sahip olan Cefalu’da gerçekten de tüm sokaklar denize çıkıyor. Deniz kıyısındaki kayaların içerisine yapılmış evleriyle ünlü olan bu kasabanın daracık sokaklarında dolaşıp daha sonra limana çıkıp harika gün batımını izlemek çok keyif verici.

Azametli Norman Katedrali görülmeli, sahilde gün batımı izlenmeli, dar  ve taşlı sokakları gezilmeli. Sodalı suların aktığı, Roma Dönemi’nden kalma Çamaşırhane’de görülmesi gereken bir başka tarihi yapı.

Cefalu Katedrali;

Cefalu  sahilinden ve sokaklarından harika kareler;

 

 

 

  1. SİRACUSA

Yunan matematikçi, fizikçi, astronom ve filozof olan Arşimed’in doğduğu şehir Siracusa ,Antik Yunan tapınakları ile iç içe geçen özellikle Barok Mimarisiyle öne çıkmış gerçekten güzel bir şehir. Bu bölgede görebileceğiniz çok fazla tarihi yapı var.

Yeni ve eski olarak ikiye ayrılan şehirde, eski şehir yenisine göre daha bakımlı ve görülmeye değer. Ortigia olarak adlandırılan eski şehir(tarihi merkez), aslında bir ada. Otobüsten indiğiniz yerden sonra yaklaşık 1 km kadar ana caddeden yürüyüp tarihi merkez Ortigia’ya  ulaşabilirsiniz. Corso Umberto üzerinden dümdüz yürüyerek tarihi merkeze ulaşabilirsiniz. Meydanın en önemli yapıları Katedral (Duomo di Siracusa), Palazzo Arcivescovile, Palazzo Beneventano del Bosco ve Chiesa di Santa Lucia alla Badia Kilisesi‘dir.

 

İnce bir köprüyle ana karaya bağlanan ada üç bölüme ayrılıyor. Sağ tarafa gidince yerel pazar; düz devam edince Apollo tapınağı, Archimed çeşmesi ve meydanı, ana caddesi Corso Matteotti ve cıvıl cıvıl restoran ve kafelerle hayatın döndüğü Via Cavour karşınıza çıkıyor. Sol tarafa gidince ise sahil tarafını ve kaleye giden yolları görüyorsunuz. Gerçekten çok sakin bir yer olan Siracusa’da huzuru ve sokaklarda gezerken aldığınız keyfi alabildiğince hissediyorsunuz.

Siracusa’da tarihi yapı mükemmel bir biçimde korunmuştur. Pek çok kültürden izler bulmak mümkündür. Her sokağı, heyecan verici güzellikte olup, Sicilya’ya gelenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden birisidir. Fiyatlar Avrupa ortalamasının altında olup epey uygundur.

Katedral (Duomo di Siracusa),

Chiesa di Santa Lucia alla Badia Kilisesi,

Palazzo Arcivescovile, Palazzo Beneventano del Bosco;

Siracusa’dan diğer kareler;

hdr

  1. TRAPANİ

Trapani, Palermo’dan 97 km uzaklıkta olan bir kent ve bir komündür. Yağmurlu ve ara ara güneşli bir Kasım ayında ziyart ettiğimiz şehrin tarihi yapısına hayran kaldık.

Corso Vittorio Emmanuele, kentin en popüler caddelerinden biridir. Hediyelik eşya dükkanlarının ve mağazalarının çoğunluğu burada yer almaktadır. Canlı caddenin iki tarafındaki muhteşem evlerin birçoğu yüzyıllar önce inşa edilmiştir. Santuario Dell Anunziata, kentin ana tarihsel sembollerinden biridir.

Marsala kentine sadece 28 km. mesafedeki bölgenin mükemmel kültür ve doğa tarihini keşfetmek gerekiyor.

Tuz, Trapani’nin başlıca sembollerinden biridir. Bu bölgede tuz üretimine başlayanlar ilk Fenikelilerdi. Geziniz sırasında deniz suyundan tuz çıkarmak için kullanılan eski değirmenleri ve havuzları göreceksiniz. Tuza ayrılmış bir müze olan Museo del Sale ziyaret edebilirsiniz.

Trapani’den kareler;

  1. RAGUSA

Ragusa İtalya’nın güneyinde Sicilya Özerk Bölgesi’nde yer alan tarihi bir şehir ve idâri bakımdan bir komün olup, Ragusa ili’nin merkezi şehirdir. En önemli ekonomik geçim kaynakları turizm,tarım, hafif sanayi ve küçük petrol kuyularıdır.

Mardin’i andıran şehir 300 m yükseklikte bir tepe üzerine kurulmuş büyülü şehir. Mimarisi ile, dik ve dar Sicilya Barok sokakları, meydanları ve muhteşem manzaralı güzel bir karışım sunuyor. Grek, Roma, Kartaca, Arap, Norman izleri taşıyan; daracık sokakları, görkemli dış cephe bezemeleri ile ilginç binaları bu şehri mutlaka görmelisiniz.

Basicila di San Giorgio, Giardini Iblei ve Maria delle Scale Kilisesi görülecek yerler arasında.

hdr

  1. AGRİGENTO:

Tarihi yapıları, konakları, kiliseleri ve tapınakları ile tarihi bir kent. Via Atenea şehrin ana caddesi olup dar taş sokakları, restoranları ve kafeleri ile turistik ve gözde bir cadde.

Palermo’dan Agrigento yaklaşık 2 saat süren yolculukla varılmaktadır. Ulaşım yolu olarak otobüs de tren de kullansanız, yol yemyeşil ve dingin. Şehir fazla büyük olmadığı için size çok fazla seçenek de sunmuyor.

Antik kent, içerisinde tapınakları, evleri, mezar alanlarını ve bir tiyatroyu barındıran büyük bir alana oturmuş. Şehir bütün itibariyle insanı binlerce yıl öncesine götürecek güzellikte.

La Valle dei Templi (Tapınaklar Vadisi )ve Scala dei Turchi (Türk Merdivenleri ) görülecek yerler arasında yer almaktadır. Agrigento’nun güneyinde yer alan Tapınaklar Vadisi arkeologlar için mutlak görülmesi gereken bir yer. İkibin yıldan fazladır ayakta olan ve Yunanistan’dan kaçarak gelen kavim ve aşiretlerin kurduğu şehirlerin tapınaklarını gezmek, resimlemek çok hoş.

Scala dei Turchi için antik kentin önünden bölgeye giden otobüsler geçiyor. Scala dei Turchi , Türk Merdivenleri anlamına gelmektedir. Geçmiş dönemlerde Türk korsanları denizden ilk olarak buraya ayak basıp ve burayı iyi bir gizlenme yeri olarak kullanırlarmış. Bu sebeple de bu ismi almış. Pamukkale’nin aynısı diyebilirim.

  1. MESSİNA

Sokaklarda, caddelerde biraz dolaştık, katedrallere baktık. İdare eder olsa da  özellikle Palermo ‘dan sonra biz bu şehre pek ısınamadı. Sahile inip birşeyler yedikten sonra  Messina boğazından Reggio Calabria tarafına geçip birkaç saat geçirmek istedik. Fakat Messina’dan karşı tarafa kalkan sefer saat 18 civarlarında olduğu için karanlıkta karşı tarafı keşfetmek ve tekrar dönmeyi göze alamadık. O yüzden Catania’ya gitmek üzere Messina Centrale istasyonuna yöneldik.