Batı Trakya‘nın en önemli kentlerinden İskeçe’nin Türkiye sınırına uzaklığı ise yaklaşık 130 km uzaklıktadır. 1371’deki Çirmen Zaferi ile Batı Trakya ve İskeçe Türklere açılmıştır. Batı Trakya’da en çok Türk nüfusunun bulunduğu şehirlerden biri olan İskeçe’nin tarihi MÖ 870’li yıllara dayanıyor.

İskeçe, bazı Osmanlı kaynaklarında İskete ve İsketye olarak geçiyor. Yunanca’da Xanthi olarak isimlendirilen şehrin kökeni ise antik kent Xantheia.

İpsala sınır kapısına 141, İstanbul’a 398 kilometre uzaklıkta bulunan İskeçe’ye özel araçla ya da İstanbul’dan kalkan otobüslerle gitmek mümkün. Kavala-İskeçe arasındaki karayolu uzaklığı  55 km.dir.

İskeçe’nin eski şehir kısmı gerçekten çok iyi korunmuş. Avrupa Birliği’nin desteklemesiyle birlikte bu bölgedeki restorasyonlar tamamlanmış ve günümüzdeki haline ulaşmış. İlk olarak kesinlikle Türk mimarisini görmek mümkün, taş ve ahşap binalar, cumbalı rengarenk evleriyle müthiş bir görüntü karşınıza çıkıyor. Üstelik burası sadece turistik amaçlı bir yer değil aksine şehir hayatının devam etmesi çok daha güzelleştiriyor. Estetik bar ve restoranları, tatlıcı dükkanları, kafeler ve çok sayıda üniversite gençlerinin hayat verdiği görülmeye değer bir yer şehir. Ancak özellikle fotoğraf meraklıları ışığın iyi olduğu zamanlarda tarihi kentin sokaklarında çok iyi kareler yakalayabilir. Tarihi kent dokusunu çok iyi koruyan ve kullanan İskeçelileri kutluyorum.

İnsanların büyük bir bölümü Türkçe biliyor. Konuştuğumuzda göreceksiniz ki sıkıntıları var. Ancak onlardan göreceğiniz samimiyet sizi keyiflendirecektir.

Şubat sonu ve mart başına doğru her sene düzenlenen İskeçe Karnavalı ve eylül ayının ortalarında gerçekleştirilen Kasaba Festival; İskeçe’deki hareketliliği artırıyor. Karnaval muhteşem güzel, buraya karnaval zamanı gitmenizi öneririm. Mini Rio karnavalı gibi. Kıyafetler çok güzel, müzikler çok güzel.  Değişik gruplar halinde on bin den fazla kişi özel giysilerle geçiş yapıyor. Sevginin, eğlencenin ve dostluğun tüm içtenlikle gösterildiği bir festival.

Şehre girdiğinizde Old Town tabelalarını takip ettiğinizde karnaval alanına ulaşırsınız. Her yer konfeti. Kortejin yapıldığı sokak sağlı sollu kostümcülerle dolu. Panayıra giden yol üstünde bir pazar kurulmuş. Mangallar yanmış, yemekler pişiyor. Her yer yemek kokuyor. Her yerden bir müzik sesi, maskeli ve kostümlü insanlar çıkıyor.

Efsaneye göre Hazreti Meryem’in yaşadığı yer ve çevresinde, oğlu Hz.İsa’nın ilerde peygamber olacağına ilişkin söylentiler artmaya başlıyor. Bundan rahatsız olan dönemin hakimi olan Romalı yönetim tarafından Hz.İsa’nın öldürüleceğine dair bazı söylentiler ortaya çıkıyor. Bunun üzerine halk, İsa’nın askerler tarafından tanınamaması ve bulunamaması için bütün çocukların yüzlerini boyuyor. Böylece hiçbir çocuk birbirinden ayırt edilmez hale geliyor. Günlerce çocuklar böyle boyalı bir şekilde gezerken 10. gün sonunda tüm bu söylentilerin asılsız olduğu anlaşılıyor. Hz.İsa’nın ölümden kurtulmasına sevinen halk, bütün bir gün eğlenip sonrasında çocuklarını yıkıyorlar ve tertemiz bir pazartesiye uyanıyorlar.

Karnavaldan kareler;

İskeçe Meydanı ( Plateia Kendriki )

Burası, şehrin tam ortasında, genişçe bir meydandır. Kafelerin, meşhur saat kulesinin ve kilisenin bulunduğu bu meydan her an capcanlı. Her yerde pitacı, dönerci var. Fiyatlar pahalı değil. Küçük küçük dükkânlarda yiyecek var. Panayır yerindeki sokaklara kurulmuş seyyar yerlerde yeme içme daha da ucuz. Yunanistan’da tatlılarının ve baklavasının da tadına bakmak lazım.

Saat Kulesi:

Şehirde, Osmanlı döneminden kalma yapıdır.  Bu saat kulesi: 1870 yılında, İskeçe’nin önde gelen ailelerinden, Hacı Emin Ağa tarafından yaptırılmıştır. İskeçe Belediyesi 1972 yılında şehir meydanındaki bu saat kulesiniTürk-Osmanlı kültür mirası olması nedeniyle,  yıkmaya kalkmış, ancak halkın tepkileri sonucu, yıkılma engellenmiştir. Ancak, kule yıkılamamış olmasına rağmen, kitabeleri yok edilmiştir.

Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin görülebildiği, Anadolu kasabalarındaymış hissi yaşatan Ahiriyan Mahallesi (Palia Ksanthi), dar sokakları ile zamanda yolculuğa çıkarıyor. Türk müftülüğünün bulunduğu mahallede yaşayanlar arasında Yunanların sayısı oldukça az.

İskeçe’den sokak kareleri;