Fransa’nın başkenti Paris dümdüz sokakları, Eyfel Kulesi ile tam bir özgürlük şehridir. Tarih kültür ve sanat ile iç içe geçen şehir, dünyanın en çok turist çeken şehirlerinden olup Sen(Sein) Nehri çevresinde kurulmuştur. Yaklaşık 12 milyonluk bir nüfusa sahiptir.

Araç kiralayarak Kasım ayında gittiğimiz Paris’te hava şansımıza bol güneşliydi. Bence 4-5 gün şehri gezmek ve havasını solumak için yeterli bir süre. Şehirde geçirdiğimiz bir gün içerisinde gezdiğimiz yerleri ve gezilecek diğer yerleri size kısaca anlatacağım.

Paris Montmartre tepesi civarı hariç de öyle yokuşlu/merdivenli değil, aksine yürümeye son derece elverişli, düz bir şehir. O yüzden yürüyün yürüyebildiğiniz kadar tüm o güzel sokakları, yürüyün. Hırsızlık olayları sık sık yaşandığı için dikkat etmekte yarar var. Metroları gece belirli bir saatten sonra tekin değil. Şehrin biraz dışına çıktığınızda köprü altlarında

Kalmak için en iyi yol Airbnb’ye üye olup Eyfel Kulesine yakın yerlerde kalmak en mantıklısı. Airbnb günlük olarak evini kiralayanların ve bu evleri kiralamak isteyenlerin buluştuğu, üye olduğu bir site.

Özellikle Mayıs – Eylül aralığında gidecek olursanız şehrin en kalabalık döneminde olacağınızı hatırlatayım. Bence şehri ilkbaharda Nisan ayında ve sonbaharda Ekim ayında gezmek gerekir. Baharın tüm renklerini bir arada görmek mümkün oluyor ve harika kareler çekilebiliyor.

Paris gerçekten de pahalı bir şehir. Gitmeyi planladığınız müzeler için önceden sitelerine girip internetten bilet alırsanız hem daha ucuza gelebilir, hem de o korkunç sıraları atlama şansınız olabilir, aklınızda bulunsun.

Yeme-içme de pahalı. Paris sokaklarında birçok yerde krep tezgahı göreceksiniz Nutellalı olanları nefisKruvasan ise Fransızların övünç kaynağı. Tadı gayet güzel. Deneyebilirsiniz.

Aracınız varsa güvenlik açısından en iyisi otoparklara bırakmak.

 

Paris’te gezilecek yerler :

  1. Eyfel Kulesi
  2. Notre Dame Katedrali
  3. Louvre Müzesi
  4. Zafer Takı
  5. Şanselize Caddesi
  6. Montmarte Tepesi
  7. Sen Nehri
  8. Disneyland
  9. Lüksemburg Sarayı ve bahçeleri
  10. Versay Sarayı ve bahçeleri
  11. Condorde Meydanı
  12. Mouling Rouge
  13. Pere Des Arts (Aşıklar köprüsü)
  14. Le Marais
  15. Pere Lachaise Mezarlığı ( Ahmet Kaya’nın 71. Yılmaz Güney’in 62.bölümde mezarları)

Eyfel Kulesi: (Eiffel Tower)

Yapımına 1887 yılında başlanılan efsane kule 2 yılda tamamlanmış ve o günden bugüne yalnızca Fransa’nın değil tüm dünyanın en önemli turistik yapılarından biri haline gelmiştir. 324 metre yüksekliğe sahip olup 10 bin ton ağırlığındadır .Fransa deyince de zaten ilk sırada Eyfel Kulesi geliyor. Yılda 7 milyon turist çekmektedir.

Eyfel kulesi Paris’in simgesi lakin beni çok cezbettiğini söyleyemiyeceğim. O resimlerdeki, televizyondaki görüntüsünden uzak. zaten bir bölümü kapalıydı.inşaat çalışması vardı. Sabah 9:30 gibi gişeleri açıyorlar ve bilet kuyruğuna giriyorsunuz. İki şekilde yukarı çıkılıyor. İlk seçenek asansör ikinci seçenek ise merdivenler. Kendine güvenen deneyebilir ama zor olacaktır. Asansör ise yaklaşık 30 saniye içerisinde yukarıya çıkıyor.

Kuleye çıkmadık . Zamanımız kısıtlı olduğu için uzun kuyruğu bekleyemedik. Ama gelmişken zamanınız varsa en üst kata çıkın derim.

Notre Dame Katedrali( Cathedrale Notre Dame de Paris)

Yapımına 1163 yılında başlanan ve Fransız gotik mimarisinin en önemli eserlerinden olan yapı yaklaşık 180 yılda tamamlanmıştır. Nehir kıyısına çok yakın yerde konumlanmıştır. Ününü Victor Hugo’ya da borçlu olduğunu belirtmek lazım. Mimarisi, işlemeleri gerçekten olağanüstü. Beni  çok etkiledi diyebilirim. Bence Paris’in en önemli yapısı burası.

 Louvre Müzesi (Louvre Museum)

Dünyanın en çok ziyaret edilen ve en büyük müzesi. Sarayın bizzat kendisi muhteşem bir sanat eseri iken içinde barındırdığı muhteşem sanat eserleri ki saymakla ve gezmekle bitmez, Paris’e giden herkesin görmesi gerekenlerin başında geliyor. Sanat meraklıları bu ziyaret için mutlaka 1 tam gün ayırmalı! Öncelikle müzeye gitmek için erken kalkmanızı tavsiye ederim. Girişleri 17 euro

Türkiye den giden (alınan) eserleri görünce insanın içi sızlıyor ama eserler başarıyla korunmuş ve en azından ülkemizden alındıkları belirtiliyor. Hakkını verebilmek için en az 3-4 gün ayırmanız lazım.

Sen Nehri (Seine River)

Paris’i ortadan ikiye bölen nehir, birçok simge yapıya komşuluğuyla ayrı bir hava katıyor. Tamamen şehrin en güzel yerlerine kıyısı olan, isterseniz tekne ile de gezebileceğiniz nehir. Bir taraftan Eyfel Kulesini izleyebiliyorsunuz diğer taraftan nehrin iki yanında yer alan  harika tarih eserleri görme şansını yakalıyorsunuz. Nehir kenarında uzun bir yürüyüş yapın. Görülecek çok fazla güzellik var… hiçbirini kaçırmamak için mutlaka yürümelisiniz.

III. Alexandre Köprüsü

Sen nehri üzerinde kurulu bu ihtisamli köprüyü Rus çarı fransızlara yaptırmış ve hediye etmiştir. Üzerindeki aslan figürleri ilginçtir. Fotograf çekmek için ideal .

Zafer Takı

1806 yılında Napolyon tarafından yaptırılmış ve Champs-Elysées (şenzelize) boydan boya izleyebildiğiniz 50 metrelik anıt. Dünyanın en büyük döner kavşaklarından birinde bulunduğunu da ekleyeyim. Etkileyici olduğunu söylemek gerekir. Giriş tabi ki ücretli. Sanırım 15 EUR civarında.

Montmarte Tepesi

Paris’in tepesinde mutlaka gitmeniz gereken bir semt. Ressamlar Tepesi olarak bilinen yer. Ufak dükkanları ve sıcak kanlı insanları, gerçek Fransız mimarisi evleri, sokakları burayı çok güzel yapıyor. Paris gittiğinizde kesinlikle ziyaret edilmesi gereken bir yer. Paris merkezinden biraz uzakta ama tabi metroyla çok rahatlıkla gidebilirsiniz. Cafeler, restoranlar ve pastaneler çok güzel.

Le Marais

Daracık sokaklarındaki güzel restoranları, eski binaları, butikleri, sanat galerileri, kitapçıları, kafeleri, müzeleri ve sokak müzisyenleriyle Paris’in en önemli cazibe noktalarından biri. Merkezi konumda olmasından dolayı ulaşımı kolay bir bölge.

Şanzelize ( Champs-Elysees)

Zafer takının batısında yer alan, Concorde meydanına kadar uzanan cıvıl cıvıl bir cadde. Gecesi başka, gündüzü başka güzel. Çok kalabalık ve canlı. İlerleyen metrelerde yavaş yavaş ışıklı caddeye sağlı sollu lüks mağazaları göreceksiniz. Aralara serpiştirilmiş kafeler ve restoranlar da var.

Paris’te çektiğim diğer kareler;