Doğu Ekspresi, uzun senelerdir var olmasına rağmen son yıllarda gezginler, seyahat etmeyi sevenler ve daha çok da genç kitle arasında acayip bir popülerlik kazandı. Aslında hedeflenen , güzel kareler yakalamak ve instagramda paylaşmak. Ben görsel açıcan baktığım için maceradan çok güzel kareler çekmeyi arzuluyordum. Doğu Ekspresi deyince benim aklıma hep kutup, macera , Agatha Christie gelir. Bilemiyorum , belki de okuduğum kitapların ,çocukluğumda izlemiş olduğum çizgi filmlerin etkisinde kaldığım içindir.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’na bağlı olan Doğu Ekspresi treni Ankara’dan başlıyor ve yaklaşık 25 saat arası süren bir yolculuk yaparak son durağı olan Kars’a varıyor. Turistik Doğu Ekspresi ise 3 durakta mola verdiği için 35 saate yakın sürüyor. Doğu Ekspresi’nin başkentten kalkış saatleri daima sabittir. Tren her gün saat 16.05 civarında Ankara’dan hareket eder. Doğu Ekspresi, Ankara- Kars güzergahı boyunca farklı şehirlerden geçiyor. Bu iki şehir arasında Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum’da kısa kısa molalar veriyor.

Tren yolculuğunda yemek yemek, uyumak, sevdiklerinizle beraber camdan tıpkı bir sinema filmini izliyor gibi manzarayı seyre dalmak insana tarifi pek mümkün olmayan bir keyif veriyor.

Doğu Ekspresi’nin yolcularına sunduğu toplam 4 ayrı vagon bulunuyor.

     1.Pulman: Koltukta yolculuk

  1. Örtülü Kuşetli: Koltuklar söz konusu ancak bu koltukların yatağa dönüşme şansı var.
  2. Yataklı Vagon : Doğu Ekspresi’nin en çok ilgi gören vagonlarından bir tanesidir. Koltuklar iki kişiliktir ve anında yatağa çevrilebilir. Bu odada el yıkamak için lavabo, raflar, mini buzdolabı, prizler bulunmaktadır. Oda sıcaklığını kendinize göre ayarlayabiliyorsunuz. Biz de yataklı vagonda seyahat ettik ve bunun rahatlığını yaşadık.
  3. Yemekli Vagon

Daha önceden çok gitmek istediğimiz Doğu Ekspresi Turu’na bilet bulamadığımız için ne yazık ki gidemedik ve bu nedenle seyahatimizi hep erteledik. Şahsi olarak bilet alımlarının zor olması ,yeterli sayıda bilet bulunamaması nedeniyle tanıdığımız bir seyahat acentasından turumuzu alarak bu hayalimizi gerçekleştirme imkanı bulduk.

Şunu da söylemek istiyorum. İyi ki de Ocak ayında tura katılmışız. Corona salgının yaşandığı bu günlerde bu turu yapamamanın üzüntüsünü yaşardık diye düşünüyorum. En son yaptığımız seyahat olarak bu turun bende ayrı bir önemi bulunmaktadır.

Yolculuğumuzun programı söyle oldu. Gruppal’dan aldığımız 5 gece 6 gün süreli Doğu Ekspresi turumuza otobüsle İstanbul’dan Ankara’ya giderek Ankara Tren Garında 14.01.2020 tarihinde başladık. Ankara’dan trenle başlayan yolculuğumuz Erzincan ve Erzurum illerinde verilen molalardan sonra devam ederek Kars’ta son buldu. Kars ilini tur operatörümüzün rehberi aracılığıyla gezdikten sonra sırasıyla Ağrı-Doğubeyazit, Van illerini keşfettikten sonra Van havalimanından Pegasus ile İstanbul uçarak yolculuğumuz sona erdi.

Dileyenler direkt uçuşla Kars’a varabildiği gibi dileyenler uçakla Erzurum’a gelerek buradan Doğu Ekspresi’ne binebilir. Erzurum-Kars arasını böylelikle tren ile görme şansı bulabilir. Bana göre en mantıklısı ikinci yol. Erzurum’a uçakla gidip orada bir gün konaklamak, ertesi gün trenle Kars’a seyahat etmek. En güzel kar manzaraları bence bu şekilde görülebilir. Hem daha az yorucu hem de görsellik açısından daha renkli olacaktır.

Yolculuğumuza başlamadan evvel Ocak ayının da doğu illerinde sert geçtiğini varsayarak bir liste yaparak kumanyamızı ve giysilerimizi hazırladık. Çok fazla giysi almaya gerek görmedik. Sadece kalın 2-3 kazak, bere, atkı, eldiven, pantolon ve bot yeterli oldu. Önemli olan sizi sıcak tutan şeyler almanız. Özellikle vazelin vb kremler sizi soğuğun etkisiyle oluşan çatlakların iyileşmesinde size yardımcı olacaktır. İnanın ellerim, dudakların ve İstanbul’a vardığımda topuklarımın çatladığını fark ettim. Ne demek istediğimi Kars’a varınca anlayacaksınız.

Ankara garından kalkan tren ile Kars’a yaklaşık 34 saatte vardık. Temizlik beklediğimizden daha iyiydi. Fakat restoran seçeneği zayıftı. Yataklı vagonda mini buzdolabı olduğundan yanınıza yiyecek bir şeyler almanızı öneririm. Yataklı vagonumuzda içinde ikram olarak su, meyve suyu, kraker ve çikolata olan bir buzdolabı, sıcak su akan lavabo, iki priz, havlu, otel terliği ve masa vardı. Ranzanın altındaki yatak kapanınca iki koltuk ortaya çıkıyor. İçerinin sıcaklığını kendiniz ayarlıyorsunuz. Biz Ocak ayının ortasında gitmemize rağmen hiç üşümedik. Şayet aceleniz yoksa bu trene binip gideceğiniz yere yatağınızda uzanıp manzara seyrederek, kitap okuyarak tıngır mıngır gitmenizi tavsiye ederim.

Yemekli vagonun yemekleri harika değil o yüzden hazırlığınızı yapıp en az 3 öğününüzü yanınızda götürmenizde fayda var. Sıcak suyu kafeden satın alabiliyorsunuz. Ankara- Kars güzergahında 3 yerde uzun süreli durduk. Gar dışında tur arabaları sizi zaten bekliyor oluyor, sizi ücret karşılığında gezdiriyor ve kalkış saatinde geri getiriyor. Durduğumuz yerler, Erzincan-İliç, Erzincan merkez ve Erzurum.
Erzincan’ı zaman kaybı ve gereksiz buldum.
Kemaliye’de ise Ağustos şenliklerinde durulmalı ve güzel mimariye sahip evleri görülmeli. Onun dışında suyu çekilmiş bir kanyon sizi bekliyor olacak. En güzel nokta olan Erzurum da ise hava karardığı için uzun süre kalamadık.

Erzurum-Kars arası yaklaşık 3.5saat sürüyor. Trende sular donabiliyor ve tuvalet kağıdı vs kalmıyor. Siz yanınızda su ve tuvalet kağıdı bulundurun. Yataklı vagon oldukça sıcak, odada mini buzdolabı, masa, lavabo ve temiz çarşaflı yataklar var. Vagonun önünde arkasında 2 tuvalet mevcut. Trende uyumak değişik bir duygu. Otele vardığımızda yüzümü yıkarken sanki başım dönüyor gibi oluyordu ve hala trende gibiydim. İnsan trende uyurken sallantının etkisini yolculuktan sonraki ilk bir iki gün hissediyor.

Gelelim Turistik Doğu Ekspresi Turumuzun gün be gün detaylı olarak anlatımına.

  1. Gün : 14.01.2020 Salı : Yola Çıkış-İstanbul-Ankara

Sabah 07.00 de Mecidiyeköy’den bizi alacak olan aracımıza bindik ve Ankara’ya doğru yol aldık. Öğleden sonra saat 2 gibi Ankara Garı’na vardık. Trenimiz 1. peronda 15.55 te kalkacaktı. Daha iki saate yakın zamanımız olduğu trenimizde yemek -içmek için Migros’tan meyve , hafif atıştırmalıklar vb ufak seyler aldık. Ayrıca alış-veriş merkezinde bulunan dükkandan Afyon kaymaklı lokum aldık. Bindiğimiz Turistik Doğu Ekspresi, normal Doğu Ekspresi Turu’na göre daha uzun ve üç yerde üçer saat mola veriyor. Kemaliye-İliç, Erzincan, Erzurum. Trende yemek fiyatları makul. Ama yemek bölümü sıcak ve havasız geldi bize. Kendi kumanyamızı getirdiğimiz için vagonumuzda yemeğimizi yedik. Ekmek arası peynir, hindi füme, biber ve domates… Yanına da meyve suyu. Trende ikram olarak mini buzdolabına iki küçük meyve suyu, 2 ufak su ve 1 çikolata koyuyorlar. Odada el yıkamak için lavaboda bulunuyor. Tuvalatleri pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Ama yataklı vagonlarda ,diğer vagonlara göre insan sayısı daha az olduğu için tuvalatler daha temiz. Vagonun bir ucunda alaturka diğer ucunda alafranga tuvalet var. Lavabonuzu tren hareket halindeyken yapmak biraz zor, o nedenle büyük lavabonuzu yola çıkmadan yapmanız daha iyi . Yataklar temiz ama biraz kısa. 1.75 boyunda olmama rağmen ayaklarım dışarı taşıyordu ama bu idare edilebilir bir durum. Artık idare edeceğiz.

Akşam yemeğimizi vagonumuzda yerken camdan dışarıdaki manzaraları izliyorduk. Pek kar manzaralarına rast gelemedik. Sadece dağların tepesinde kar vardı. Yorgunluğun verdiği etki ile Ahmet Haşim’in Bize göre eserini okuyup uykuya dalmışım. Ama gece saat 3 gibi gelen seslere uyandık. Görevliye sorduğumuzda arkaya bir vagon daha ekleneceğini söyledi. Bu da bizim en arkadaki manzarayı çekme işimizi biraz zorlaştırdı. Ama yine de güzel kareler ve videolar çektik. Programımızda İliç ‘e saat 6 da varılıyor diye yazılıydı. Ama Erzincan İliç’e vardığımızda saat 7.30 gösteriyordu. İliç’teki üç saat molamızı trenden inmeyip uyuyup dinlenerek ve güzel bir kahvaltı yaparak geçirdik. Kahvaltımız, yanımızda getirdiğimiz ekmek arası, tost, lokum, meyve suyu vb. şeylerle baya doyurucu oldu.

 

  1. Gün: 15.01.2020 Çarşamba: İliç -Erzincan-Erzurum

Programımızda İliç ‘e saat 6 da varılıyor diye yazılıydı. Ama Erzincan İliç’e vardığımızda saat 7.30 gösteriyordu. 3 saat molamızı İliç’te trenden inmeyip uyuyup dinlenerek ve güzel bir kahvaltı yaparak geçirdik. Kahvaltımız, yanımızda getirdiğimiz ekmek arası, tost, lokum, meyve suyu vb şeylerle baya doyurucu oldu. Vagonumuz baraj gölüne bakıyordu. Bu güzel manzaranın tadını çıkararak kahvaltımızı yaptık. Bazı yolcular Kemaliye’deki Kara Kanyon’a gittiler. Açıkçası 3 saatte kanyona gidip gelmek yorucu bir aktiviteydi. Zaten Kemaliye- İliç arası gidiş geliş 80 dk . İliç’te zaten etrafta iki bina dışında birşey yok. Kemaliye evlerini görmek istedik ama uzak olduğu ve zaman kısıtlı olduğu için başka bir sefere diyerek vazgeçtik.

Erzincan merkeze vardığımızda öğlen olmuştu. Erzincan’da üç saat mola verdik. Merkeze 35 km uzaklıktaki Girlevik şelalesine yol aldık. Bana göre görülmese de olur. Dönüşte merkezde döner ve künefe yedik. Döneri gerçekten de çok güzeldi. Etin tadına bayıldık. Künefesi de nefisti. Döner 22 TL, künefe 10 TL. Yemekten sonra trene yol aldık. Trenimiz 16.00 da Erzurum’a doğru hareket etti. Yolda güzel manzaralar vardı, fakat kar manzarası pek yoktu. Dağların tepelerinde ve yamaçlarında ince bir kar örtüsü vardı

Erzurum’a vardığımızda şehre epey kar yağdığını gördük. Saat 19.30 da Erzurum tren garında indiğimizde bizi bekleyen tur görevlisi ile Erzurum şehir turu yaptık. Hava kararmasına rağmen tarihi yapıların ışıklandırmaları nedeniyle ayrı bir görsellik ziyafeti yaşadık. Çifte Minareli Medrese, Erzurum Kongre Sarayı, Yakutiye Medresesi’ni ziyaret ettik. Bu yapılar kapalı olduğu için önlerinde durarak rehberimiz tarafından bilgilendirildik. Erzurum tarihi evlerin içini gezip sonrasında çay keyfi yaptık.

Döndüğümüzde tren garında çalan müzik eşliğinde semaverde yapılan çay ikram ediliyordu. Çayımızı içip çalan halaya bir an kendimizi kaptırdık. Trenimiz 22.30 da hareket ederek Kars’a doğru yol aldı. Kars’ta gara vardığımızda saat gece yarısı ikiye geliyordu. Trenden indiğimizde dudağıma sanki iğne batıyor gibi geldi, baktım hava -25, dudaklar çatlamış. Nasıl bir havası var ki eller, dudaklar ve ayaklar bile çatlıyor. Bizi bekleyen araca binerek merkeze 15 dk mesafedeki otelimize yol aldık. Otelimizi Simer Hotel. Gerçekten de otelimizden çok memnun kaldık. Yorgunluk ve soğuğun etkisi ile duşumuzu alıp derin bir uykuya daldık.

Erzincan Girlevek Şelalesi

Erzurum’daki kısa gezimizden kareler:

    3. Gün: 16.01.2020 Perşembe : Kars Ani Harabeleri- Çıldır Gölü-Kars Şehir Turu

Kars şehrinde ilk günümüz. Otelin kahvaltısı gerçekten yöresel Kars ürünlerini içeriyordu. Sabah güzel bir kahvaltı yaptık. Saat 9.00’da yola çıktık. Merkeze 45 dk uzaklıkta yer alan Ani Harabeleri’ne doğru yol aldık. Hava güneşli olmasına rağmen gerçekten soğuktu. Ellerimiz çatlamaya başlamıştı. Dudaklarımız da öyle. Mecbur kremler sürdük. Neredeyse 2000 rakımda yer alan Ani’ ye doğru yolumuza devam ettik. Yolda buraların kızıl tilkisini görmek umuduyla etrafı izledik ama rastgelemedik. Ani Harabeleri’ne varıp müze kart ile giriş yaptık. Yaklaşık 1. 5 saat ani Harabelerini tek tek gezip rehberden  bilgi aldık. Harabelere girmeden önce tuvalet ihtiyacınızı giderin. Çünkü içeride tuvalet yok.

Ani Harabeleri Unesco Dünya Mirasları listesine eklenmiş olup, 1001 kilise şehri veya 40 kapılı şehir diye adlandırılmaktadır. Günümüz Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay’ın yanıbaşında kurulu Ocaklı köyünde bulunan ören yerinde; Tigran Honents Kilisesi, Ani Katedrali, Bakireler Manastırı, Manuçehr Camii görülecek anıtsal yapılar arasındadır. Ani, 1064 yılında Alparslan’ın Anadolu’da fethettiği ilk yer, Anadolu’da yapılan ilk Türk camii gibi ilkleri barındırıyor. Ani Antik Kenti, MÖ 3000’den MS 16. yüzyıla kadar yaklaşık 3600 yıl boyunca İpek Yolu üzerinde yer alan en önemli ticaret merkezlerinden biriymiş. Bargatlı, Bizans, Selçuklu, Gürcü, Harzemşah, Moğol, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Afşar Türkleri hakimiyetinde kalan Ani, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı olarak geçirdiği son döneminde yavaş yavaş güç kaybetmiş ve düşüşe geçmiş. 1878-1918 döneminde Rus kontrolü altında kalan kentin yerine Kars merkez olarak tercih edilince, bir zamanlar 100 bin kişiye ev sahipliği yapan Ani terk edilmiş.

Hayatımda gezip, gördüğüm en etkileyici ve büyük tarihi kentlerden biri.. İnanılmaz etkileyici, gezilecek çok yapı kalmış günümüze, doğa ve manzara harika… Başka bir havası çok başka bir enerjisi var… Gezerken sanki o döneme ışınlanıyormuş gibi hissediyorsunuz. Çok büyük, uçsuz bucaksız… Yeraltında gömülü çok değerli eserlerin olduğu kesin ama biz yerüstündekileri bile koruyamamışız ve restorasyon yapılmamış 1000 küsur yıllık eserlerin üzeri bilinçsizce ziyaretçiler tarafından karalanmış, isim kazılmış, tek bir güvenlik ya da kamera yok ortada, yazık.

Harabelerini hemen aşağısı vadi. Bu vadi Ermenistan ile sınır olmuş. Şansımıza hava acık ve ara ara güneşli idi. Gezimizi tamamladıktan sonra Çıldır Gölü’ne doğru yol aldık. 1 saat 10 dk da Çıldır Gölü’ne vardık.

Yörenin masalsı gölü olan 2000 m yükseklikteki Çıldır Gölü, 123 km2 alanı ile Doğu Anadolu’nun en büyük tatlı su ve en büyük ikinci gölüdür. Öğlen yemeğimizi göl kenarında bulunan meşhur balıkçı restoranlarında grupça aldıktan sonra buz tutmuş göl üzerinde dolaşarak bu güzelliği fotoğraflayıp videolar çektik. Yemekte Arakani çorbası içtik. Köfte yedik. Sarı balık ya da tavuk ızgara da yenebilir. Sonra göle indik. Kızağa binmek kişi başı 20 TL. 5 dk bile sürmeyen kızak binmek yerine gölün üzerinde yürümek ve fotoğraf çekmek daha mantıklı. 2.5 TL’ye gölün kıyısında semaverde çay veriliyor. Çayın tadını pek beğenemedim. Yaklaşık bir saat geçirdikten sonra Kars merkeze doğru yola çıktık.

Şehir turu esnasında geniş cadde ve sokakları ile Rus işgali sırasında yapılan ve hala kullanılan binalar, Vali Konağı ve civarındaki taş binalar, Ortodoks Kilisesi(Merkez Camii), Demir Köprü, Hekim Evi (Opera Binası), Alexander Nevski Kilisesi(Fethiye Camii), Kars Kalesi, Tren Garı, Taş Köprü, 12 Havariler Kilisesi, Kars Müzesi görülecek yerler arasındadır.

Akşama Kars Kalesi ve etrafındaki yapılar ile merkezi dolaştık. Şehirde Baltık mimarisinden esintileri bol bol görebiliriniz. Aslında bu eski yapılara pek de sahip çıkılıp restore edilmediği görülüyor. Eski Baltık mimarisi ile yapılan evler, Cheltikov Otel vb eski yapılar şehirde kendini hemen belli ediyor. Şehir merkezinde dolaşırken tadını pek beğenmediğim ama eşim sevdiği için meşhur gravyer peyniri , göbek kaşarı ve bal aldık. Kars göbek kaşarı gerçekten de çok lezzetli. Kesinlikle alın derim. Şehir turundan sonra otelimize geçip akşam yemeğimizi yedik. Diğer güne hazırlanmak için enerji toplamak üzere dinlendik.

  1. Gün: 17.01.2020 Cuma: Doğubeyazit-Van

Sabah 06.45 te uyanıp otelimizde verilen kahvaltıdan sonra saat 8 gibi Doğubeyazit’e doğru yola çıktık. Hedefimizde İshak Paşa Sarayı vardı. Yolumuz Iğdır’ dan geçtiği için Iğdır’daki meşhur Gökkuşağı tepelerini de görmüş olduk. Hava kar yağışlı olduğundan dolayı karla kaplı tepelerin rengarenk görüntülerini alamadık. Yollar ara ara buzlu idi. Yol boyunca güzel kar manzaralarını izleyerek yolumuza devam ettik. Ağrı Dağı’nın o inanılmaz görüntüsüne de şahit olduk. Koca Ağrı sanki ovaya hakim olmuş, yukarıdan bize bakan bir köy ağası edasında idi.

Öğlen saatlerinde İshak Paşa Sarayı’na vardık. Hava güneşli olmasına rağmen buz gibiydi. Doğubeyazit’te 1685-1784 yılları arasında yaptırılan, Eski Beyazit yerleşimine ve ovaya hakim yapısı ile İshak Paşa Sarayı, Kürt edebiyatının en büyük isimlerinden kabul edilen Mem-u Zin’in yazarı Ahmed-e Hani türbesinin yanı başında kuruludur. Sarayın değişik üsluplardaki eşsiz süslemeleri, işlemeleri ve görkemli mimarisini görüp tarihi ve hikayelerini rehberimizden dinledik. Saray, pazartesi günleri kapalı. Ona göre planınızı yapın derim.

Saray, Doğu Beyazit ilçesine hakim bir tepede mükemmel bir manzaraya sahip. Dogubeyazit’e 7 km uzaklıkta bulunan 2.Murad Han’ın vezirlerinden İshak Paşa ve ailesinin 99 yılda yaptırdığı Selçuklu, Osmanlı ve Barok stili ile yapılan muhteşem bir taş işçiliğe sahip gerçek bir başyapıt. İçerisinde odalar, mescid, hamam odalar ve bir çok bölümden oluşan sarayın tarihi kalorifer sistemi çok güzel. Yalnız sarayın içi o kadar soğuktu ki ben hayatımda burnumun direğinin soğuktan sızladığını ilk defa hissettim. Nasıl bir kalorifer sistemi ile bu sarayın o zaman ısıtıldığını hayal ettim.

Yapılan restorasyonu görünce insanın ciğeri sızlasa da o muhteşem saraydan muhteşem manzarayı izlemeye doyamazsınız. Açıkçası benim bu sarayla ilgili beklentim çok yüksekti. Ancak biraz hayal kırıklığına uğradım. Sarayın dışarıdan görünümüne söylenecek pek fazla söz yok muhteşem…Keşke içini o döneme özgü şeylerle döşeyip biraz renklendirselerdi. Bence saraya gereken önem verilmemiş ve yeterince korunmadığı izlenimi bende hasıl oldu. Saraydan çıkınca daha tepedeki çay bahçesinde bir şeyler içilebilir ve tüm manzara kuşbakışı seyredilebilir. Bence tarihe ilgi duyan herkesin mutlaka gitmesi gereken yerlerden.

Sarayın gezdikten sonra öğle yemeğimizi ilçedeki otantik bir restoranda yedik. Menüde kavurma, pilav, kör abdi koftesi, sütlaç vardı. Hava soğuk olduğu için sular donmuştu ve kesikti. Aynı zamanda şansımıza elektrik de yoktu. Yemeğimizi yedikten sonra yan tarafta kilim satılan mekana bir göz attık. Fiyatları inanılmaz pahalı olduğu için bakıp çıktık.

Sonraki hedefimiz Muradiye Şelalesi oldu. Muradiye Şelalesi, Van ili, Muradiye ilçesi, Bendimahi Çayı üzerindeki şelaledir. Adını Bağdat seferine çıkan Sultan IV. Murat’tan alır. Şelalenin yüksekliği 18 m’dir. Şelaleye vardığımızda bir kısmının donduğunu gördük. Bu şelaleye ayrı bir görsellik katmıştı. Gerçekten çok etkileyici bir görüntüye sahipti. Bendimahi Çayı’ndan kaynağını alan şelale daha sonra Van Gölü’ne dökülüyor. Şelalenin yanında bulunan kafe kötü işletiliyor. Temiz değil. Şelalede yaklaşık bir saat vakit geçirdik.

Tendürek Dağları’ndan doğan Bend-i Mahi çayı üzerinde yer alan şelaleyi bir asma köprüden geçme tecrübesi de yaşayarak fotoğrafladıktan sonra Çaldıran üzerinden 3533 metrelik zirvesi ile Tendürek Dağları’nı, 2644 metrelik Tendürek Geçidi’nden geçerek Van şehir merkezindeki otelimize vardık.Van merkezde yer alan otelimiz 4 yıldızlı Tamara Otel idi. Otelimizden gayet memnun kaldık.

İshak Paşa Sarayı

Muradiye Şelalesi

    5.Gün: 18.01.2020 Cumartesi: Van- Van Kalesi-Gevaş Van Gölü-Akdamar Adası

Otelin kahvaltısında yöresel Van kahvaltısı mevcut olduğu için dışarıda kahvaltı yapma gereği duymadık. Sabah kahvaltıdan sonra Van Kalesi’ne doğru yola çıktık. Van Kalesi’ne girişte müze kartımız olduğu için ücret ödemeden giriş yaptık. Epey kar yağdığı için kaleye çıkış biraz zahmetli oldu fakat çok karda yürümek çok güzel bir duyguydu. Kaleye çıkış yaklaşık 15-20 dk sürüyor. Kar yağmıyordu , sisli olmasına rağmen daha sonra sisin dağılması ile kalenin etrafı net olarak görülebiliyordu. Kale tüm ovaya hakim bir konuma sahip.

Van kalesinin geçmişi ta Urartular’a dayanıyor. Kale MÖ 9. yüzyılda Lutipri’nin oğlu Sarduri tarafından MÖ 840-MÖ 825 tarihleri arasında kurulmuştur. Şimdiki Ermenistan başşehri Tuşpa’yı da kuş bakışı gören bir yapıdır. Van şehrine 5 km uzaklıkta bulunan bu kale sarp bir kayalık üzerine yapılmıştır. Yapı 1800 m uzunluğunda, 120 m genişliğinde ve 80 m yüksekliğindedir. Güney tarafında eski Van şehri ayaklarınızın altında. Eski Van şehrinde tarihi Hacı Hüsrev Paşa Camii restore edilmiş ve iki yıldan fazladır hizmete açılmış. Kalenin kuzeydoğusunda eski Van evleri inşa etmişler. Kerpiçten yapılmış iki katlı evler. Bu evler insanları kışın sıcak, yazın serin tutuyormuş. Çok otantik. Bence Van kalesi görülmesi ve gezilmesi gerekli tarihi bir eser.

Kaleden indikten sonra Kedi Müzesi’ne gittik. Müzenin yanındaki işletmede takı ve hediyelik eşya satılıyordu. Birkaç hediyelik eşya alıp çay içtikten sonra Akdamar Adası’na doğru yol aldık. Akdamar adasına giden teknelerin kalktığı yerde bulunan restoranda öğle yemeğimizi yedik. Yemekte İnci kefali, etli kuşbaşı yedik. Balık gayet lezzetliydi. Yemekten sonra Akdamar adasına giden teknemize binip adaya yol aldık. Hafiften bir kar yağıyordu. Yaklaşık yarı saat sonra adaya vardık. Adada yaklaşık bir saat vakit geçirdik. Adada badem ağaçları ve ortada dolaşan tavşanlar da göze çarpıyordu. İlkbaharda açan badem ağaçları adaya inanılmaz bir güzellik kattığını bildiğim için bir dahaki sefere bahar aylarında bu güzel adayı ziyaret etmek istiyorum. Adaya Giriş 18 TL. Müze kart ile giriş ücretsiz.

Van Gölü’nün en büyük adası olan Akdamar’da UNESCO Dünya Kültür Mirası yolunda bir baş yapıt olan Ortaçağ Ermeni mimarisi ve sanatının en özel yapıtlarından olan Surp Haç Kilisesi’ni rehberimiz anlatımları eşliğinde tanıdıktan sonra I.Hacik Gagik Ardzruni tarafından 915-921 tarihleri arasında Mimar Manuel’e bir manastır kompleksinin merkezi olarak yaptırılan kilisenin duvarında mevsime göre değişen gün ışığı altında, büyüleyici gölge ve ışık oyunları ile konusunu Tevrat ve İncil’den alan kabartma sahnelerinin hikayelerini öğrendik. Yonca planlı kiliseyi de gezip adayı dolaştıktan sonra teknemize binip kıyıda bizi bekleyen aracımıza binip otelimize vardık.

Akşam 17.00 saatlerinde otelimizdeydik. Kış aylarında doğu illerinde hava daha da erken kararıyor. Van’a gelmişken Erciş’te askerlik yapan kuzenimle önceden haberleştiğimiz için akşam yemeğine randevulaşmıştık. Eşim, ben ve kuzenim otelimizin olduğu binada yer alan ocakbaşında güzel bir yemek yedik. Etler lezzetli idi . Fiyatlar da gayet makuldü. Canlı müzik eşliğinde güzel vakit geçirdikten sonra kuzenimi yolcu ederek odamıza çıktık.

Van Kalesi

Akdamar Adası

  1. Gün: 19.01.2020 Pazar : Van Müzesi-Tarihi Van Evleri-Edremit-Van Merkez

Seyahatimizin son günüydü. Bu nedenle biraz üzüntülüydük. Sabah otelde güzel bir kahvaltı yaptık. Van’da çok çeşitli olmasına rağmen peynirler baya tuzlu. Sanırım meşhur otlu peynir de damağıma göre değil. Kahvaltıdan sonra Van müzesine gittik. Van Kalesi eteğinde yer alan müze çok kapsamlı. Müzede sergilenen eserler beni gerçekten çok etkiledi. Savaş, sanat, dokumacılık, kilim üzerine birçok tarihi eserler burada sergilenmektedir. Van’a gelmişken buraya uğramamak olmaz.

Müzeyi gezdikten sonra Tarihi Van Evlerini gezdik. Daha sonra Edremit ilçesine uğradık. Edremit sahilde dolaşıp seyir tepesine çıktık. Tepeden aşağıyı izlemek ve fotoğralamak çok güzeldi. Oradan aşağı inip Erol Hacıoğlu’nda nefis kebap, şiş, döner yedik. Kellepaça, içli köfte nefisti. Yemekten sonra Van merkeze indik. Maraş caddesinde yarım saat turlayıp etrfı görmek istedik. Van Avm ye girdik. AVM acayip kalabalıktı. Fiyatlar pahalı.

Van’da çok sayıda İranlı turist göze çarpıyor. İran’dan gelip Van’da seyahat edip alışveriş yapan İranlı turistler Van ekonomisinde önemli bir yere sahip.

AVM’den çıkıp etrafı gezdikten sonra akşam kalkacak uçağımıza binmek üzere araç bizi Van Havalimanına bıraktı. Güzel bir seyahatin sonuna gelmenin hüznü ama başka seyahatleri şimdiden planlamanın heyecanı ile uçağımıza binip İstanbul’a doğru yol aldık.

Yazıma kronolojik  olarak renkli kareler ile sonlandırıyorum.

Tren yolculuğumuzdan kareler :

Erzincan ‘daki molada Girlevek Şelalesi ve merkezden kareler:

Erzurum’daki molamızdan kareler:

Kars’taki gezimizden ; Ani Harabeleri, Çıldır Gölü ve Kars merkezden kareler:

Ağrı Dağı’ndan esintiler;

Doğubeyazit İshak Paşa Sarayı’ndan kareler;

Muradiye Şelalesi ve çektiğim kareler;

Van Kalesi

 

Akdamar Adası’ndan kareler;

Ocakbaşı keyfimizden kareler;

Otelimizde Van Kahvaltısı

Van Müzesi:

Tarihi Van Evleri:

Edremit gezimizden

 

 

 

…..