Antik çağdaki ismi “Agrilia” olan Alaçatı yakın tarihe kadar tarıma dayalı bir hayat süren eski bir balıkçı kasabasıymış. Dar sokakları, korunmuş mimarisi ve rüzgârı ile ünlü Alaçatı’da geçmişi yaklaşık 100-150 yıl öncesine dayanan, çok iyi korunmuş ve halen korunmaya çalışılan yaklaşık 1300 tane ev bulunmaktadır.

Erken Osmanlı döneminde “Piyade” ya da “Süvari” köyü olarak bilinen bu güzel toprakların ismi, bölgeye aynı dönemde yerleşen “Alacaat Aşireti” ile anılmaya başlar. 1830’larda bölge ayanı olan Hacı Memiş Ağa, Sakız Adası’ndaki Rum nüfusu bölgeye çağırır. Bugün Alaçatı’nın birer birer restore edilmekte olan göz alıcı taş evlerinin çoğu, 1850-1890 yılları arasında inşa edilen bu tarihi evlerdir. Beldenin Alacaat’dan gelen ismi Rumlar tarafından Alatzada olarak kullanılırken, sonraları “Alaçatı” halini alır. 19. yüzyılın ortalarında Hacı Memiş Ağa’nın çalışmaları ve civardan getirilen Rum işçilerin katkıları sonucunda Alaçatı’nın güneyindeki bölge yerleşime açılmış. Alaçatı evleri daha ziyade cumbalı ve iki katlı yapılardan oluşuyor. Evlerin, duvarları daha kalın tasarlanan alt katları eski zamanlarda, tütün depolamak veya hayvan barındırmak, üst katları ise yaşam alanı olarak kullanılmış.

Alaçatı bir sahil yerleşimi değil. Dolayısıyla düşündüğünüz gibi bir Alaçatı sahili yok. Fakat sahile yakın bir lokasyonda bulunmaktadır. Türkiye’de sakız ağacı sadece Alaçatı ve Çeşme’de yetişmektedir.

Bölgenin kendine has taşlarından inşa edilen, duvarları begonvil, sardunya, hanımeli gibi rengarenk çiçeklerle süslü cumbalı Alaçatı evleri insanı kendine hayran bırakmaktadır. Rengarenk kapılar ve pencereleri, süslü duvarları, Arnavut kaldırımlı sokakları ile Alaçatı, fotoğraf severlerin uğrak yerlerinden biri.

Hacı Memiş Mahallesi’nden başlayan, Kemalpaşa Caddesi’ne kadar uzanan Alaçatı’nın merkezine Köyiçi deniyor.

Eskiden Alaçatı’nın en prestijli yeri olup bugün Alaçatı’daki başkalaşmayı en çok hissettiğiniz Kemalpaşa Caddesi. Bu cadde üzerinde birçok dükkân, restoran, kafe, bar ve mağaza yer almaktadır. Yaz aylarında özellikle akşam saatlerinde Kemalpaşa’da adım atacak yer olmuyor. Cadde üzerinde yer alan Çatladıkapı Çarşısı’nda birçok süs eşyası, takı ve kolye, hediyelik eşya vb. ürünler satılmaktadır.

Cadde üzerinde yer alan İmren Pastanesi, 1941’den beri Alaçatı’da hizmet veriyor. Pastanenin tatlıları öyle leziz ki seçim yaparken zorlandık. Damla sakızlı dondurma eşliğinde irmik helvası yedik. Diğer günler damla sakızlı muhallebi, kara helvanın tadına baktık. Benim favorim tüm sakızlı tatlılar. Damla sakızlı kurabiye, ekşi mayalı ekmeği, boyoz aldık.

Ayrıca cadde üzerinde bulunan Tuğba Kuruyemiş’ten de uygun fiyatlara kuru yemiş çeşitleri, reçeAlaçatı Ot Festivaliller, lokum ürünleri satılmaktadır. Buradan almış olduğumuz organik fıstık ezmesi ve cevizli incir reçeline bayıldık.

Köy içinden arkaya doğru gittiğinizde yeni popüler olan, sonradan gelişen ve Kemalpaşa’nın tahtını çalan Hacı Memiş Mahallesine ulaşırsınız. Burası şirin kafe ve restoranları, antikacı dükkanları, galerileri, seramik ve cam işçiliği atölyeleri ve mekânlarıyla Alaçatı’nın son dönemdeki gözde bölgesi. Bugün bildiğimiz Alaçatı’nın ve meşhur Alaçatı evlerinin temelini atan, 1800’lü yıllarda yeni bir köy inşa edilirken buna önderlik eden zat Hacı Memiş.

Alaçatı’nın simgesi haline gelen ve 1850’li yıllardan kalma taş yel değirmenleri, yörenin en eski yapılarından. Yüksek konumda yer alan yel değirmenlerinin etrafında yer alan çay bahçelerinde bir şeyler içip Alaçatı manzarasını izlemenizi tavsiye ederim.

Cumartesi günleri kurulan Alaçatı pazarını çok beğendim. Yöre enginarı, kavunu ve Ovacık domates ile ünlü. Sebze ve meyveler inanılmaz taze, lezzetli ve ucuz. Ayrıca pazarda uygun fiyatlara çeşit çeşit kıyafetler satılmaktadır.

2010 yılında Alaçatı Sanat ve Kültür Derneği ve Çeşme Belediyesi’nin desteğiyle başlayan ve Nisan ayında gerçekleşen Alaçatı Ot Festivali, son yıllarda çok popüler. Festival ile Alaçatı’daki otların çeşitliliğini tanıtmak ve bu otlarlar yapılan geleneksel yemeklerin kaybolmaması ve nesillere aktarılması amaçlanıyor.

Ovacık Tarım ve Sakız Koyunu Şenliği her yıl Eylül ayında gerçekleştiriliyor. Zamanımız olmadığı için şenliğe katılamadık. Organizasyon, karakteristik bir tür olan sakız koyununu yaşatmak ve yetiştirici sayısını artırma amacını taşımaktadır.

Tatilimizi Alaçatı’da değil bir yakınımızın Alaçatı’ya araçla 15 dakika mesafede bulunan Paşa Limanı mevkiindeki yazlığında geçirdik. Güzel olmasına rağmen keşfedilmemiş bir yer Paşa Limanı Plajı. Bölgeye ulaşım sadece özel araçlarla olduğu için çok sakin bir atmosfere sahip. Tertemiz ve dalgasız olan denizinin ısısı da oldukça ideal. Dodo Beach, Quente Beach, Aqua Beach Club burada bulunan plajlar. Biz plajlara değil de yazlığın altında yer alan iskelelerden denize girdik. Çok güzel vakit geçirdiğimiz tadına doyulmaz bir tatil oldu.

Bölgenin dokusu ile uyumlu butik otellerde yaz sezonunda yer bulmak çok zor. Oda fiyatları pahalı. Oteller hem mimarisi ile insanı etkiliyor hem de bölgedeki yerel mutfağa ait sunulan ürünler ile insanı cezbediyor. Tatilinizi Çeşme’de yapma planınız varsa eğer gitmeden en az 1 ay öncesinden rezervasyonunuzu yapın.

Çeşme ile özdeşleşen kumru, boyoz, damla sakızlı dondurması öncelikli tadına varılması gereken lezzetlerden.  Sakız reçeli, damla sakızlı macun, sakızlı kurabiyeli, sakızlı kahve, cevizli incir reçeli alışveriş sepetinizde bulunmalı derim. Bu bahsettiğim ürünlerin tamamının tadına bakmış biri olarak her birinin ayrı lezzeti olduğunu belirtmeliyim.

Kumrucu Şevki Alaçatı, Kumrucu Erol Alaçatı’nın meşhur kumru mekanları. Favorim sucuklu ve peynirli kumru , yanına da ayran.

Alaçatı’da genellikle “beach club” konseptine sahip plajlar bulunuyor. Gündüz deniz-güneş, akşam parti-eğlence ikilisine ev sahipliği yapıyor bu yerler. Alaçatı, yarımadada Çeşme, Ilıca Şifne, Çiftlikköy, Dalyan gibi tatil noktalarına da yakın konumda bulunuyor.

Merkezdeki, yani Köyiçi’nde bir yerden bir yere yaya olarak gitmek mümkün ama denize gitmek için arabaya ihtiyacınız olacak. Çünkü yüzme yerleri yürüme mesafesinde değil. Çeşme’yi ve yakın civarda bulunan plaj, restoran vb. yerleri gezmeyi de düşünüyorsanız ya aracınızla gelmeyi ya da araba kiralamayı düşünmelisiniz. Diğer seçenek de taksi ama taksi fiyatları yüksek. Ayrıca Alaçatı’da park ücretleri inanılmaz yüksek. Alaçatı’nın girişinde, yel değirmenlerine varmadan , amfi tiyatronun alt tarafında bulunan belediye ait ücretsiz park kurtarıcı oluyor . Fakat bu parkta geç saatlerde ve özellikle haziran, temmuz ve ağustos aylarında yer bulmak oldukça zor. Bu nedenle aracınızı parkta yer olmadığı zaman 5-6 dakika yürüme mesafesinde bulunan yerlere park edebilirsiniz.

İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı bu kasaba  Adnan Menderes Hava Limanı’na Yaklaşık 75 km mesafede,  1 saat 15 dakika uzaklıktadır. Aracınız yoksa Alaçatı’ya   Havalimanından HAVAŞ araçları ile 1 saat 15  dakikada ,  İzmir’den ise Üçkuyular meydanından kalkan Çeşme Seyahat otobüsleri ile 45 dakikada varabilirsiniz.