Perslerin yakıştırdığı ismi ‘Güzel Atlar Ülkesi’ anlamına gelen Kapadokya Nevşehir, Kayseri, Niğde, Aksaray ve Kırşehir illerini himayesinde barındırmakta olup doğal kaya oluşumları, şahane manzaraları ve yeraltı şehirleri ile insanı kendisine hayran bırakıyor.  Gün doğarken balonların kalkışı ve peri bacaları arasından yükselişi ile unutulmaz bir atmosfer yaşatıyor.

Kapadokya’yı 3 günde gezmeniz mümkün. Tavsiyem kendi aracınız ile bölgeyi gezmeniz. Böylece bilinen yerlerin dışında çok gezilmeyen ve bilinmeyen muhteşem yerlerini de gezme ve görme fırsatınız oluyor. Bölgeyi ziyaret etmek için en iyi zaman ilkbahar ve sonbahar aylarıdır.

Kapadokya’da gezilecek başlıca yerler:

  • Ürgüp: Üç Güzeller, Mustafa Paşa, Ürgüp Müzesi, Asmalı Konak, Temenni Tepesi,
  • Göreme: Göreme Açıkhava Müzesi, Aşk Vadisi,
  • Avanos: Devrent Vadisi, Çavuşin Köyü, Paşabağ Rahipler Vadisi, Zelve Açık Hava Müzesi, Sarıhan Kervansarayı, Tarihi Taş Köprü, Saç Müzesi, Çanak-Çömlek Atölyeleri
  • Ortahisar: Ortahisar Kalesi, Ortahisar Etnografya Müzesi,
  • Uçhisar: Uçhisar Kalesi, Güvercinlik Vadisi,
  • Yer altı şehirleri: Kaymaklı Yeraltı Şehri, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Özkonak Yeraltı Şehri, Mazı Yeraltı Şehri,
  • Yakın lokasyonda yer alan diğer yerler: Hacı Bektaş-ı Veli, Ihlara Vadisi, Narlıgöl

 

Kapadokya’da balon turizminin nasıl başladığı ile ilgili farklı görüşler var ancak geçmişinin 1980’lere dayandığı konusunda herkes hemfikir. Balon fiyatları tur ile gidecekseniz kesinlikle balona turuna katılmayınız. Çünkü turlar, balon firmaları ile anlaşıp yüksek fiyattan size turu satıyorlar. Tavsiyem balon turuna katılmak istiyorsanız kendinizin gidip balon firması ile anlaşmanızdır. Şunu diyebilirim ekim ayında katıldığımız Kapadokya turunda tur firmasının 1.000. TL ye pazarladığı balon turunu turdaki arkadaşlarım kendileri gidip balon firmalarından 600 TL ye satın aldılar. Pazarlık yapılırsa bu fiyat biraz daha aşağı çekilebiliyor. Yaz aylarında 250-350 arasında olan balon turları sezonda 1.000-1.500 TL arasında satılıyor. Sabah 06.00 ‘da uyandırılıp araçlar ile otellerinizden alınıyorsunuz ve balonların kalktığı alana götürülüyorsunuz. Bölgede karasal iklim hâkim olduğu için sabah saatlerinde hava inanılmaz soğuk oluyor. Bu nedenle kalın giysilerin giyilmesi gerekiyor.

İstanbul’dan otobüsle Kapadokya’ya yol alırken Aksaray’da yol üstündeki bir yerde bir şeyler atıştırdık. Hiç yemediğimiz kerebiç tatlısının tadına baktık. Tatlının tadı inanılmaz güzel geldi. Biz beğendik. Size de tavsiye ederiz.

Öğlen yemeğini Uranüs restoranda yedik. Mercimek çorbası, testi kebabı, meşhur  pastırmalı  kuru fasulye, baklava için kişi başı  50- TL ödeme yaptık.

Oniks tas atölyesine uğradık. Çeşitli değerli taş ve kuyumculuk ürünlerinin satıldığı atölyede ürünler çok pahalıya satıldığı için sadece göz gezdirdik. Bence çok pahalıya satılan ürünler iyi bir pazarlıkla çok uyguna düşülürse alınabilir. Diğer türlü gereksiz harcamaya giriliyor. İlgi alanınıza girmiyorsa uğramanıza gerek yok.

Yolumuzun düştüğü Göreme Açık Hava Müzesi ya da Göreme milli parkı, Göreme yerleşim bölgesinin tamamıdır. Doğrusu Göreme Ürgüp’e bağlı olsa da kendi sınırları içinde ve tamamı milli parktır. En acı yanı tamamı milli park olan ve 60 milyon yıllık oluşum içinde birileri hala imar verip şehri büyütme çabasında. Göreme en yoğun peri bacaları oluşum yeriyken adeta insafsızca yapılan restoran ve otellerin gölgesinde kalmış.  Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basil Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Pantokrator Kilisesi, Malta Haçlı Kilise, Azize Catherine Kilisesi, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise bulunmaktadır. Göreme Açıkhava Müzesi 6 Aralık 1985 tarihinden bu yana doğal ve kültürel varlık olarak UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.

Ürgüp istikametinden Avonos’a doğru yol alırken hediyelik eşya dükkanları önünde aracımızı park ettik. Dervent vadisinin girişi ücretsiz. Vadi girişinde deve şeklindeki peri bacası bizi karşıladı. Vadi içerinde patikaları takip ederek güzel oluşumları yakından görüp fotoğraf çekme imkânı bulabildik. Buraya kayaçların renginden dolayı Pembe Vadi diyenler de var, Develi Vadi diyenler de.

Sonraki durağımız Üç Güzeller. İkisi büyük biri küçük peribacalarından oluşan ve tıpkı bir çekirdek aile gibi yüzyıllardır durduğu yerde duran Üç Güzeller Kapadokya’nın kartpostallarıyla ünlenmiş ve yılda 2 milyon turistin önünde fotoğraf çektirdiği yer. Ürgüp Karayolundan geçerken göreceksiniz. Ürgüp merkeze ise 5 dakikalık kısa bir mesafede.

Nevşehir’e 25 km, Ürgüp’e de 6 km uzaklıkta yer alan eski bir Rum köyü olan antik çağlarda ‘’Sinasos’’ olarak adlandırılan Mustafapaşa tarih açışından oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Diğer turistik noktalara göre geri planda kalsa da, içerisinde çok fazla doğal güzelliği barındırıyor.

Akşam üzeri Ortahisar’da bulunan konaklama yerimiz Burcu Kaya –Dilek Kaya Otel’e geçtik. Otelin yemekleri ve kahvaltısı gayet iyiydi. Manzarası da Ortahisar Kalesi’ni ve sabah balonları izlememiz için çok güzel. Akşamları otelimiz merkeze yakın olduğu için Ortahisar Kalesi ve civardaki yerleri turladık.

Turumuzun ikinci gününde sabah 05.30’da uyanıp araçlarla balonların kalktığı alana transfer edildik. Balonların kalkış ve havada seyrini izlemek hava soğuk olmasına rağmen çok güzeldi. Hava sabah saatlerinde inanılmaz soğuk oluyor. Sıkı giyinin derim. Balon seyrinden sonra otelimize dönüp güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra eşyalarımızı toplayıp yola çıktık.

Hitit Seramik atölyesine uğradık. Atölyede güzel şeyler vardı fakat gereğinden fazla fiyatlara satılıyordu. Sonraki durağımız Turasan Şarapları’nın olduğu mağaza oldu. Kendimize üzümden yapılan içecekler, minyatür hava balonu aldık. Buradan ayrıldıktan sonraki varış yerimizi Güvercinlik Vadisi oldu.

Güvercinlik Vadisi, Uçhisar’dan başlayıp Göreme’ye kadar uzanan, sıradağların arasında kalan ve 4-5 kilometrelik alan kaplayan bir yer. Yeşillik bir alana bezeli olan vadiyi yol kenarında bulunan kafelerde oturup bir şeyler içerek izleyebilir ve vadiyi fotoğraflayabilirsiniz.

Vadiyi gezmek için tur ile gitmeniz gerekli çünkü vadi girişinden sonuna kadar yaklaşık 1,5 saat yürümeniz gerekiyor. Araçla gidecekseniz arabanız vadi girişinde kalabilir ve tekrar yürümeniz gerekebilir. Dağ bisikleti turu için ideal olabilir. Tarihi ve güvercin yuvaları ile olan bağlantısı açısından cazip geliyor.

Güvercinlik Vadisi’nin yanında bulunan Uç Hisar Kalesi, görülmesi gereken yerlerden. Uçhisar Kalesi’ne çıkmadan da fotoğraf çekebilirsiniz etrafı mağazası güneşin batışı çok güzel izlenebilir buraya çıkmak için rahat kıyafet ve spor ayakkabı giymenizi tavsiye ederim. Kaleden bakıldığında Güvercinlik Vadisi ayakları altında kalıyor.  Kapadokya’nın zirvesi kale tarihe göre kervansaray, mezarlık olarak kullanılmış etkileyici bir yer. İlginç bir oyma kale. Yaklaşık 150 basamak çıkıyorsunuz. Kale dendiğine bakmayın çıkınca içinde bir şey yok. Sadece manzarayı görmek için çıkılıyor.

Öğlen yemeğimizi Uçhisar Kalesi yakınında bulunan bir restoranda yedik. Açık büfe yemeğimiz gayet güzeldi.

Yemekten sonra Çavuşin Mağaraları’na uğradık. Kapadokya Bölgesi’nde yer alan en eski tarihi geçmişe sahip köylerden birisidir. Göreme-Avanos yolu üzerinde Göreme’ye 2 km uzaklıkta yer almaktadır. Avanos’a bağlı olan Çavuşin Köyü, çok az kişi tarafından bilinse de mutlaka gidilmesi gereken yerler arasında. Oldukça küçük bir yerleşim yeri olan köy, trekking (dağ yürüyüşü) bölgesidir ve bu özelliğiyle fazlasıyla dikkat çekmekte. Burada sürekli olarak yürüyüş turları düzenlenir ve hatta at, ATV ve balon turları gibi farklı alternatiflere de katılabiliyorsunuz. Bir yanı yıkılmış harabelerle karşılaştığınız bu köyde zamanında Hristiyan dervişler yaşamış. Roma döneminde Hristiyanlığı yaymaya çalışan dervişler Roma askerlerinden kaçmak için Çavuşin bölgesindeki kayaları oyarak saklanacak mekânlar oluşturmuşlar.

Sonraki varış yerimiz Kaymaklı Yeraltı Şehri. Burası Nevşehir’e 20 km mesafede bulunuyor. Diğer yeraltı şehirleri gibi 8 kat olduğu tahmin edilen yeraltı şehrinin tüm alanı gezilemiyor, 20 metreye kadar olan 4 katı gezilebiliyor. Kaymaklı’nın tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar gidiyor. Hititler Dönemi’nde yapılmış olan bu alan Roma ve Bizans dönemlerinde diğer alanların da oyulmasıyla genişletilerek yeraltı şehrine dönüştürülmüş. Yaşam alanın olarak kurulan şehir tüf kayalara oyulmuş. Burada birbirlerine bağlanan oda ve salonlar, şarap depoları, su mahzenleri, mutfak ve erzak depoları, havalandırma bacaları, su kuyuları, kilise ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi önlemek için kapıyı içten kapatan büyük sürgü taşları yer alıyor.

Akşam otelde yemeğimizi yedikten sonra Ortahisar sokaklarını gezip Ortahisar Kalesi civarında gezindik. Kale kapalı olduğu için içeri girme fırsatımız olmadı. Kale civarında birçok kafe ve hediyelik eşya dükkânları mevcut. Merdivenleri oldukça dik ve alınan güvenlik önlemleri yetersiz. Tek güzel tarafı manzarası. Güneşin batışını ve doğuşunu burada izleyebilirsiniz.

Üçüncü gün sabah otelimizde kahvaltımızı yaptıktan sonra Hacı Bektaş ‘a doğru yola çıktık. Yol alırken havada uçan balonları izliyorduk. Bunlar eğitim amaçlı balonlar olup öğrenci pilotlar yaklaşık tek başına 3 saatlik süren uçuşlar gerçekleştiriyormuş.

Hacı Bektaş-ı Veli ‘de Üçler Çeşmesi, Nadar Avlusu, Aslanlı Çeşme, yemekhane, Meydan Evi, Mihman Evi, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Türbesi ve Balım Sultan Türbesi gezilebilir. Gezerken rehberimizden Bektaşiliğin 4 kapı 40 makam felsefesini, eğitim sürecini, dergâhtaki yaşamı ve daha birçok detayı dinledik ve oldukça güzel bir gezi oldu. Hacı Bektaş-ı Veli’nin 13. yy ‘da söylediği sözler, felsefelerinin aynı olması sebebiyle yan tarafında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile beraber sergileniyor.

Çıkışta bulunan hediyelik eşya dükkânlarından kendimize ve ailemize süs eşyası, takı tarzı hediyeler alıp Hacı Bektaş’tan ayrıldık. Son durağımız Ihlara Vadisi oldu.

Aksaray’a bağlı Ihlara Vadisi, Aksaray’a 40 km, Nevşehir’e 66 km mesafede yer alıyor. Dünyanın ikinci büyük kanyonudur. Yaklaşık 14 km uzunluğunda,120 metre derinliğinde, 150 metre genişliğinde olan kanyon, Hasan Dağı volkanından püskürtülen lavların akarsu aşındırması sonucunda oluşmuş. Ihlara Vadisi’nin ilk yerleşimi tahminlere göre 4. yüzyılda başlamış. Kanyonda 14 kilometre boyunca uzanan vadide 105 tarihi eser varken günümüze gezilip görülebilecek 14 tanesi kalmış. Vadiyi Melendiz Çayı eşliğinde 6 km’lik bir yürüyüşle gezebiliyorsunuz. Melendiz çayının oluşturduğu şelalesi, doğal bitki örtüsü,  kaya kiliseler mutlaka görülmeli. Girişte hediyelik eşya satan dükkân, büfe ve tuvaletler mevcut. Tuvaletler çok kirli ve sıra beklemeniz lazım. Müze kart ile veya girişte bilet alınarak girilebiliyor. Vaktiniz varsa rahat kıyafetler ile bütün vadiyi gezin derim. Bol bol fotoğraf çekebileceğiniz güzel anıların oluşacağı bir yer. Bu güzelliğinin yanı sıra geri otoparka yürümek için yaklaşık 400 basamağı çıkmak gerekiyor. Dönüşte merdivenlerin yanında dinlenmek için konulan banklar en yakın dostunuz.

Aksaray üzerinden dönüş yoluna geçtiğimizde Tuz Gölü’nün üzerinde yürüyebilmek için mola veriyoruz. Yerle göğün birleşmiş gibi göründüğü bu yerde manzaradan gözlerinizi almanız biraz zor. Bulutlar, gökyüzü, manzara…Gerçekten çok etkileyici.

Kapadokya mutfağı Anadolu’nun zengin ve çeşitli mutfağından etkilenmiştir.  Yemeğe doğranan sebze, kavrulan et yörenin kendi üretimi olunca ayrı bir lezzetle tatlanıyor. Bölgeyle özdeşleşmiş en meşhur yemeği Testi Kebabı. Avanos’a özel ‘Oskar’ denilen çömlekte pişen bir diğer bilindik yemek ise kuru fasulye. Bunun dışında etli yaprak sarması, gül böreği, saç tava, kiremitte çoban kavurma tandır, düğün çorbası, ve güveç de oldukça meşhur lezzetler. Ayrıca Kızılırmak’tan mevsim balıklarını tercih edebilir, lokal mezeler deneyebilirsiniz.

Alışveriş için Avanos’ta çanak çömlek atölyeleri, Ürgüp’te şarap fabrikaları, genel olarak tüm bölgelerde ise Kapadokya halı ve kilim dükkanları, seramikçiler, mücevherciler ve kaymakçılar öne çıkar.

Kapadokya’da gezeceğiniz yerler ve ilçeler birbirine yakın olsa da, şehir içi ulaşımın biraz zor olduğunu söylemekte fayda var. Bu yüzden özel aracınızla gelmenizi ya da bir araç kiralamanızı tavsiye ediyorum.

jhdr