Hamburg‘a kadar gitmişken 120 km uzaklıkta yer alan Weser nehri boyunca kurulu ve Almanya’nın en eski liman kenti  Bremen’e uğramamak olmazdı. Tarihi binaları ve meydanları UNESCO dünya mirası listesine girmiş oldukça güzel, küçük bir şehir olan Bremen’i bir günde gezdik. Tabi birkaç yer ve özellikle Schnoor bölgesi dışında neredeyse gezilmesi gereken yerlerin çoğunu gezip gördük. Şehri sindire sindire gezmek istiyorum derseniz iki gün gayet uygun bir süre.

İşlek bir liman ve sanayi kenti olan Bremen , masalsı atmosferi ile sizi büyülüyor. Çok iyi korunmuş tarihsel dokusu ile adeta harikalar diyarını andırıyor. Bremen, İkinci Dünya Savaşı sonrasında eski şehir parçaları üzerine yeniden kurulmuştur.

Weser Nehri, şehrin can damarı olup Bremen’i açık denizlerle buluşturmaktadır. Nehir boyunca harika vakit geçirilebilecek kafeler, restoranlar bulunmaktadır. Nehir kıyısında bira fabrikası ve Beck’s Müzesi yer almaktadır. Nehir boyunca yürüyüş yapıp yorulduğunuzda bir banka oturup manzarayı izleyebilirsiniz.

Bremen’de bir çok Türk yaşamaktadır. Türklere ait bir çok işyeri bulunuyor. Yemek olayında hiç zorluk çekmedim. Türklerin işlettiği yerlerde yemekler gayet lezzetli. Porsiyonlar oldukça büyük ve fiyatlar makul.

Bremen’i  gezmek için en ideal zaman Mayıs-Ekim arasıdır. Bu tarihler arasında hava gayet uygun. Şehri gezmek istiyorsanız en güzel yol yürümek.

 

Hamburg merkez istasyonundan trenle ya da Flixbus otobüsleri ile Bremen’e 1,5 saatte ulaşılıyor. Bremen ZOB (otobüs terminali) tren istasyonu Bahnhof’un önündeki caddeden bir cadde ilerdeki Breitenweg adlı cadde üzerinde yer almaktadır.

Size Bremen’de gezilecek yerlerden çektiğim kareler ile  kısa kısa bahsedeceğim.

Marktplatz:

Bremen’in kalbi olan bu meydan muhteşem tarihi binalarla çevrilidir. Bremen Katedrali ve Our Lady Kilisesi, Roland Heykeli, Belediye Binası gibi yapılar da dahil olmak üzere kentin turistik mekanlarının çoğuna ev sahipliği yapıyor. Hava güzelken buradaki kafelerde oturup harika mimariye sahip binalara karşı bir şeyler içmek çok güzel bir duygu. Minik ve dantel gibi işlenmiş binaları ve şehrin göbeğindeki enteresan heykeliyle sanki bir masal ülkesinde gibi hissettirdi burası bize.

Roland Heykeli:

Kentin özgürlüğünü ve kiliseden bağımsızlığını simgelemektedir. Şehrin koruyucusu Roland, elinde adaletin kılıcı ve kalkanı ile meydanı izliyor. Aslında şehrin koruyucusu olarak beklediğini söyleyebilirim.

Bremen Katedrali( St.Peter Cathedral- Bremen Dom):

Şehrin merkezi Marktplatz’da yer alan Bremen Cathedral (St. Peter) 1200 yıldan daha eski bir tarihe sahiptir. 1898’de kapsamlı restorasyon çalışmaları yapılan St. Peter Katedrali’nin devasa uzunluktaki ikiz kulelerine çıkarak, şehrin harika manzarasını izleyebilmek mümkün. Bu muazzam yapıya giriş ücretsiz. Kuleye çıkmak ise 1 euro.

Bremen Mızıkacıları Heykeli :

Çocukluğumuzun masalı Grimm Kardeşler‘in FABL üslubunda yazdığı; eşek, kedi, köpek ve horozdan oluşan çete Bremen Mızıkacıları evlerinden ayrı düşen dört kafadar. Masalda bu 4’lü kafadar üst üste binip  masaldaki hırsızları korkutur.  Bremen Mızıkacıları Heykeli, en çok resim çekilen yer olup Markrplatsz’da yer almaktadır. Heykelin en alt bölümünde bulunan eşeğin ön bacaklarına dokunmak şans getiriyormuş.

Bremen Kent Müzisyenleri’ni temsil eden bronz heykel, 1953 yılında Gerhard Marcks tarafından tasarlanmıştır. Kentle özdeşleşmiş ve kentin simgesi olan masal kahramanlarının daha görkemli bir heykelini görmeyi beklerken ufak bir heykel ile karşılaşınca biraz hayal kırıklığına uğradım.

Bremen Belediye Binası( Rathaus) :

Marktplatz meydanında bulunan Bremen Belediye Binası (Town Hall), “UNESCO Dünya Mirası” eserleri arasında yer alıyor. 1410 yılında inşa edilen yapı, 1612’de görkemli Rönesans cephesinin eklenmesiyle birlikte daha göz alıcı bir görünüme kavuşmuştur.

Schütting : 

Marktplatz meydanında bulunan 16. yüzyıldan kalma bu yapı Flaman(Hollanda) tarzında inşa edilmiştir. Ticaret odası olarak kullanılıyormuş.

 

Böttcher Caddesi (Böttcherstraße):

Kırmızı kiremitli Orta Çağı yansıtan yapıları, bronz heykelleri,kitapçıları, saat çanı, tavernaları, ilginç müzeleri, rengarenk dükkanları, şekerci ve çikolatacıları ile aslında küçük bir yer olmasına rağmen sizin uzun saatler geçirip güzel anılar ve resimlerle ayrılacağınız bir anı sokağı adeta. Yaklaşık 150 metre uzunluğunda olan sokak harika bir sanat eseri. Burada hediyelik eşyalar alabileceğiniz bir çok dükkan bulunmaktadır.

Kaffeemühle (Mühle Am Wall):

Ana istasyondan şehir merkezine (old town) doğru yol alırken karşılaşacağınız tarihi yel değirmeni Kaffeemühle (Mühle Am Wall), Rhododendron-Park Bremen içerisinde bulunuyor.

Şehir merkezine yakın ama çok huzurlu ve sessiz olan bu alan  muhteşem bir manzaraya sahip. Burada yemek yiyebilir harika kahvelerinden içebilirsiniz. Zamanımız kısıtlı olduğu için ancak fotoğraflayabildim.

Schlachte:

Nehir kıyısında cafeler, restoranlar , gemi restoranının yer aldığı bölge. Bira fabrikası ve Beck’s Müzesi de burada yer almaktadır. Dünyaca ünlü Beck’s bira markasının fabrikası Bremen’de bulunmaktadır. Yürüyüşler için ideal bir yer.

Bremen Hauptbahnof:

1874 de acılan Bremen İstasyonu binası. Şehrin en önemli yapılarından birisi olan  Haupbahnhof binası kırmızı rengiyle tablo gibi.

Hirt Mit Schweinen :

 

 

Schnoor Bölgesi:

Vaktimiz olmadığı için maalesef gezemediğimiz ve bir zamanlar balıkçılara ait olan şehrin eski bölgesidir. Küçük dükkânlar bulunan ve küçük dar sokaklara sahip bu mahalle görülmeye değer. Bir daha yolum düşerse mutlaka burayı ziyaret edeceğim.

 

Son olarak Bremen’den çekilen diğer kareleri paylaşıp yazıma sizlere Bremen tatilinizde  keyifli vakit diliyorum.